Bu blog sonlanmıştır

Bu blogumu sonlandırdığımı siz değerli takip edenlerimle paylaşmak isterim.

Bloguma ilginiz için çok teşekkürler. Bu blog ile paylaşım yapmak benim için daima öğretici ve keyifli oldu.

Benden okumaya devam etmek isterseniz, şu ortamlarda paylaşımlarıma devam ediyor olacağım:
İlginiz ve katkılarınız için tekrar teşekkürler.

Sevgiyle, mutlulukla, şen kalın. Esen kalın.

İstatistiksel olarak anlamlı olmayan istatistikler

İstatistiğe büyük önem verdiğimi önceki bir yazımda paylaşmıştım.

Türkiye İstatistik Kurumu'muzu (TÜİK'i) hiçbir anlamda kötülemek istemem (çünkü bana göre harika bir iş çıkartıyorlar), ancak yine de şu yapıcı eleştiriyi paylaşmak istiyorum:

En çok okunan yazılarım – Ocak 2012

İnternet medyasında yer alan "en çok okunanlar" köşelerine siz de benim gibi sıkça göz atar mısınız? Elbette popülarite her zaman kaliteli içerik anlamına gelmiyor, ancak bu köşeler hem ilgi çeken haber ve yorumlara hızlı erişim imkanı sağlıyor, hem de toplum beğenilerini –çoğunlukla rasyonel şekilde– ortaya koyabiliyor.

Bu yöntemi ben de blogumda uygulamaya karar verdim: Bundan böyle ay sonlarında biten ay içinde blogumda yayınladığım ve en çok okunan/ilgi çeken yazıları düzenli olarak blogumda paylaşıyor olacağım.

***

Ocak ayında blogumda en çok ilgi çeken yazıları aşağıda bulabilirsiniz (en çok okunan ilk üç yazı için okunma sayısıyla birlikte).

Hayatınızda istatistiğe yer açmalısınız

Vikipedi'ye göre istatistik, belirli bir amaç için verilerin toplanması, sınıflandırılması, çözümlenmesi ve sonuçlarının yorumlanması esasına dayanıyor.

Bana göre istatistik bilimi hayatı anlamlandırmakta ve önceliklerimizi belirlemekte kritik bir öneme sahip. Bununla birlikte –sadece bizde değil dünyanın pek çok yerinde– istatistiğe ne yazık ki hakettiği değerin verilmediğine inanıyorum.

Bu blogun kullanım şartları

Biliyorsunuz blogumda pek çok sektörün büyüme ve karlılık potansiyeli ve bu sektörlerdeki şirketlerin rekabet stratejileri hakkındaki görüşlerimi paylaşıyorum. Bu haliyle blogumun Türkiye'nin hem yatırım ve hem de blog camiasında özgün bir yeri var ve ben bundan gurur duyuyorum.

Bankacılık müthiş karlı bir iş

Bir yatırımcı olarak bankacılık sektörüyle yakından ilgili olduğumu biliyor olmalısınız. Sektördeki kredi büyümesini ve özel mevduat bankalarında faiz dışı gelirlerin gelişimiyle ilgili düşüncelerimi bu hafta içinde blogumda paylaşmıştım.

Bu yazımda bankacılık sektörüne duyduğum ilginin sebebini –elbette yine bir grafikle– paylaşmak istiyorum.

(Bankacılık sektöründe) Faiz dışı gelirler

Bankacılık sektörümüzün uzun vadede büyük potansiyel vadettiğini daha önce burada paylaşmıştım. Sektörün gelişimini çalışırken yaptığım bir analizi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Aşağıdaki grafikte özel mevduat bankalarının net faiz gelirleri ve faiz dışı gelirlerinin son beş yıl içindeki gelişimini son üç aylık toplamlar serileri olarak görmektesiniz.

Türkiye'de kredi patlaması

Son beş yıl içinde banka kredisi kullandınız mı? Kullanmadıysanız da önümüzdeki beş yıl içinde kullanmanızın muhtemel olduğunu düşünüyorum.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Türkiye'de bankaların kullandırdıkları kredi miktarı bilgisini haftalık ve aylık bazda yayınlıyor. Bu yayınlardan özel ve kamu mevduat bankalarının kullandırdıkları krediler bilgisini derledim, aşağıdaki grafiklerle bilginize sunuyorum.

Türkiye ekonomisinin büyüme trendi

Birkaç gündür ekonomimizin büyümesini çalışıyorum. İlgimi çeken bir noktayı blogumda paylaşmak istedim.

Aşağıdaki grafikte son altı yıl için takvim ve mevsim etkilerinden arındırılmış ve sabit fiyatlarla (yani enflasyonun etkisinden de arındırılmış olarak) Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) gelişimimizi görüyorsunuz. Okumaya devam etmeden önce grafiğe beş-on saniye kadar odaklanmanızı rica ediyorum.

Karamsar konjonktür içerisinde 2012 yılı enflasyonu

Yaşamakta olduğumuz ve uzunca bir süredir de manşetlerden düşmeyen küresel ekonomik kriz sürecinde en zorlu görevlerden birini merkez bankaları üstlenmiş durumda. İnsanlık olarak olana bitene o kadar aşina değiliz ki, sorunların üstesinden gelebilmek için bazı ülkelerin merkez bankaları deneysel olarak bile nitelenebilecek makroekonomik tedbirleri uygulamaya koyabiliyorlar.

Böyle bir ortamda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da ilgiyle izlenen bir yönetim sergiliyor. Türkiye hem büyük hem de potansiyeli yüksek ve büyümesine hızla devam eden bir ekonomi olduğu için yoğun bir sıcak para trafiğine maruz durumda. Bir taraftan da yapısal olarak nitelenen bir cari açık problemi var.

Sabit telefon şebekelerinin trafik hacmindeki payı

Telefonla iletişimin yoğunlukla mobil şebekelere (Turkcell, Vodafone ve Avea'ya) kaymış olduğu hepimizin malumu. Bu durumun mobil operatörlerin ARPU değerlerini ve dolayısıyla karlılığını yükselttiği de.

Peki, size bir soru: Tüm telefon trafiğini düşündüğümüzde, sabit şebekelerden (Türk Telekom ve diğer sabit operatörlerden) yapılan iletişimin toplam trafik hacminin artık sadece %12'sini oluşturduğunu biliyor muydunuz?

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun yayınladığı raporlara göre 2011 yılı üçüncü çeyreği itibarıyla durum bu. Düşüş trendinin son iki yılını aşağıdaki grafikten takip edebilirsiniz.

Otomotiv sektörü gerçekleşen satışları – Aralık 2011

Aralık ayının otomotiv sektörü için harman dönemi olduğunu geçtiğimiz günlerde burada paylaşmıştım.

Otomotiv Distribütörleri Derneği Aralık 2011 dönemi için gerçekleşen otomobil ve hafif ticari araç satışlarını yayınladı. Sonuçları aşağıdaki grafiklerden takip edebilirsiniz.

Telekom sektöründe "abone başına aylık gelir" (ARPU) eşitlenmiş durumda

Özellikle telekomünikasyon sektöründe kullanılan "abone başına aylık gelir" diye bir finansal gösterge var (ingilizcesi ARPU = Average Revenue Per User). Bu gösterge belirli ürünlerin ciroya ya da büyümeye katkısının analiz edilmesinde de kullanılabiliyor, ancak en popüler kullanımı, operatörlerin abone başına ne kadar gelir ürettiklerini analiz etmek.

Sabit ve mobil şebeke operatörlerimizin (Türk Telekom, Turkcell, Vodafone ve Avea'nın) ARPU değerlerini Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun pazar verileri raporlarından derledim ve aşağıdaki grafiği oluşturdum.

Mazeret üretmeyin, başarı çalışmakla olur

Yeni yılın bu ilk günlerinde 2011'de neler yapmışım diye hem iş hem sosyal arşivlerimi tarıyorum. Amacım aslında önümüzdeki dönemde odaklanacağım konuları netleştirmek.

Bu bağlamda yeniden karşılaştığım bir motivasyonel videoyu burada paylaşmak istedim. Videoda efsanevi basketbol oyuncusu Michael Jordan, "mazeret üretmeyin, başarı çalışmakla olur" diyor.